Kayıtlar

YAŞLI ADAM VE DENİZ - ERNEST HEMINGWAY

Resim
“İnsan yenilmek için yaratılmadı” dedi dokunaklı bir sesle;  Ademoğlu mahvolur ama yenilmez.”  S;106
Herkesin başarı için koştuğu yerde, yarışı gerilerde tamamlamak, sağlıklı ve yetenekli insanların yanında engelli olmak, dış güzelliğin bunca teşhir edildiği günlerde temel kabullere göre çirkin görünmek, sıradanlığın arasında farklı olmak; alaya alınmak ve dışlanmak için yeterli bir sebep maalesef. İş yerlerinde, sokakta, okulda zayıf olana karşı mobbing uygulanmakta sürekli. Son günlerde o kadar şahit olduk ki bu haberlere, bir zaman sonra sıradanlaşmasından korkuyorum.

-KISMEN SPOİLER İÇERİR -
Kübalı yaşlı balıkçı Santiago da, geçmişte yaşadığı başarılara ve tecrübelerine saygı duyulmadan, kazancı bol olan balıkçılar tarafından alaya alınır. Çünkü, herkes sürü sürü balık tutarken, o seksen dört gün boyunca tek bir balık tutamamıştır. Bu yüzden, yaşlı balıkçı, talihini değiştirmek ve itibarını tekrar kazanabilmek için tek başına denize açılır. Kimsenin gidemeyeceğinden çok daha fazla ile…

BİR KİTAP BİR ALINTI-10 (SİNEKLİ BAKKAL-HALİDE EDİB ADIVAR)

Resim
"Ben artık Nazır değilim, insanım"

Ekonomik ve sosyal statülerdeki değişim sonucunda ne olduğunu unutan insanların varlığına çokça şahit olmasaydık, bu alıntının altını çizmez geçerdim herhalde.

***
“O akşam Selim Paşa konaktan yalnız çıktı. Sinekli Bakkal kahvesine doğru yollandı. Şevket Ağa, telaş içinde, hemen Paşa'nın şemsiyesini yakalamış, eski günlerdeki gibi arkada gidiyordu.
Paşa döndü, Şevket'e eski günler gibi gürledi:
-Ben çocuk muyum ki arkamdan geliyorsun, be herif! Sonra birdenbire yarı tatlı, yarı müstehzi bir sesle ilave etti:
-Ben artık Nazır değilim, Şevket. İnsanım.”
(Alıntı; Sinekli Bakkal kitabından”
***
Seçimi kaybeden bir Belediye Başkanının (ya da tenzili rütbe yapılan bir makam sahibinin, görevinden alınan üst düzey bir yöneticinin, iflas etmiş zengin bir babanın, tekrar seçilememiş seçilmişlerin ....) ergen çocuğu da, büyük bir iç sıkıntıyla “Ne yani şimdi normal insanlar gibi mi yaşayacağız” diyerek üzüntüsünü dile getiriyordu.
***
Başka bir yazıda gö…

HAYVAN ÇİFTLİĞİ - GEORGE ORWELL

Resim
Kibar Feyzo (Bir Kemal Sunal filmi), başlık parası biriktirmek için gittiği İstanbul’da edindiği tecrübeyle köye dönünce, tarlalarda ağaları için karın tokluğuna çalışan köylüleri uyandırır. Kibar Feyzo ve köylü el ele verip Maho ağayı devirirler. Ancak, köylü bu defa Maho ağayı da aratacak yeni ve kibar bir ağayla baş başa kalır.
Benzer bir sonuç, George Orwell'ın “Stalin” dönemini eleştirdiği, dünden bugüne, bugünden yarına da güncelliğini hep koruyacak olan "Hayvan Çiftliği" adlı romanında da işlenir. 
-SPOİLER İÇERİR -
Koca Reis’in (Domuz) ölümünden üç gün önce yaptığı “Hayvan Çiftliği” konuşmasında, “bütün hayvanlar eşittir” diyerek, onlara gördükleri zulümleri anlatır ve hayvanların uyanışına vesile olur. İnsanların çiftlikten kovulması gerektiğini, onlara yaklaşmamalarını aksi takdirde onlara benzeyeceklerini öğütler. Yedi temel ilke belirlenir. Daha sonra “Beylik Çiftliği”nin sahibi olan Bay Jones ve diğer insanlar, hayvanların hep beraber gerçekleştirdikleri mücade…

BEKLENEN DEĞİŞİM

Resim
Richard SENNETT, iş hayatının insan karakteri üzerindeki etkisini incelediği "Karakter Aşınması" adlı kitabında, beklenen değişimin ihtiyaçlarını birbirleriyle paylaşan insanların arasında yeşereceğini belirtir ve insanları birbirleri için kaygılanmaz hale getiren bir rejimin, meşruiyetini uzun süre koruyamayacağından emin olduğunu söyler.
İş hayatımız, alışkanlıklarımız, yaşam tarzımız insani değerlerimiz üzerinde aşınma yaratıyor. Canlı olan ne varsa önce kurutup sonra buduyor. Razı olduğumuz 'artık konfor'la öylesine meşgulüz ki yanlış yöne doğru yol aldığımızı görmek istemiyor, göstermek isteyenlere kızıyor ve bu yolculuktan şikayetçi olmuyoruz. Ayrıca, şikayetçi olmak da bizi bir yerlere ulaştırmıyor. Bu yüzden, mücadele etmemiz gereken asıl meseleyi iyi tespit edip, buna karşı ne tür alternatifler geliştirebileceğimize, hangi imkanlardan yararlanmamız gerektiğine kafa yormamız gerekiyor.
Richard SENNETT'ın, bireyciliğin sorgulanır hale geldiği kendi toplumu i…

OKUMA SERÜVENİ-10

Resim
OKUMA SERÜVENİ - 10
Okuma Serüvenim, bir "kitap tavsiye" listesi değildir. Bu başlık altında gösterdiğim ve göstereceğim kitaplar, 2012 yılından itibaren okuyup kayıt altına aldığım ve okuma serüvenimde belki tamamı belki bir kaç sayfası, belki de içindeki tek bir cümle ile bir şekilde izler bırakmış kitaplarım arasından seçtiklerimdir. Ara ara ziyaret ettiğim arkadaşlarım, ihtiyacım olduğunda yararlandığım hazinelerdir.  
2012-Suç ve Ceza DOSTOYEVSKİ (ikinci defa) 2013-Bu Böyledir MUSTAFA KUTLU (ikici defa) 2014-Cesur Yeni Dünya ALDOUS HUXLEY 2015-Yalnız Adamın Hayalleri J.J.ROUSEAU 2016-İvan İlyiç’in Ölümü (üçüncü defa) 2017-Yaşlı Kralın Sürgünü ARNO GEIRGER 2018-Kiralık Konak YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
Yukarıdaki kitaplar arasında, okuduğunuz ya da okumayı planladığınız var mı? Düşüncelerinizi paylaşırsanız memnun olurum.

KİTAP TAVSİYE EDEBİLMEK

Resim
Her kitap, herkeste aynı etkiyi uyandırmaz. Bazı değerli kitaplar da, kişisel iltifatlara ihtiyaç duymaz. 
Kiminin yarasına merhem olan kitap, diğerine tuz olur. Kimine sıkıcı gelip yarıda bırakılan, diğerine hayatının kitabı olur. Kimine yeni uyanışların tohumunu eken, diğerini uykunun kucağına bırakır.

Kişinin  yaşı, karakteri, değer yargıları, inancı, ilgi ve alakası, an içindeki ruh hali, gelecekten beklentileri, geçmişte biriktirdikleri, aldığı eğitim, kendini yetiştirme çabası kitapla olan münasebetini ve beğenisini etkileyen unsurlardır. 

Bu yüzden benim için kitap tavsiye etmenin hep tedirgin eden bir yanı olmuştur. Bloğumda rastladığınız kitapları binbir çekince altında paylaştığımı bilmenizi isterim. Yine de haberdar etmekten geri duramadığım, buraya taşıdığım kitapların kendi okuma serüvenimde belki tamamı belki bir kaç sayfası, belki de içindeki tek bir cümle ile bende izler bırakmış kitaplar arasından seçtiklerim olarak kabul edin.
Aynı hassas durum, izleyip paylaştığım filml…

BAZEN KAYBEDERKEN KAZANIRSIN (FİLM; AŞKIN GÜCÜ / WHAT DREAMS MAY COME)

Resim
“Bazen kazandığında kaybedersin.”  ya da “bazen kaybederken kazanırsın”

Başrollerini Robin Williams (Chris) ve Annabella Sciorra (Annie) ‘in paylaştığı, 1998 yapımı "Aşkın Gücü / What Dreams May Come" adlı film; aşk dolu, mutlu bir aile ile karşılıyor bizi. Ve hemen ardından daha ilk dakikalarda, bir trafik kazası iki güzel çocuğu kopartıyor ailesinden ve hayattan. Yunus’un deyişiyle; “göğ ekini biçmiş gibi” insanın içi yanıyor.  Geride kalanların hayatından da bu kazayla birlikte mutluluk yitip gidiyor. Çocuklarının ölümü Annie (anne) için tahammül edilemez olur. Katlanamadığı acılar nedeniyle bir intihar girişiminde bulunur ve akıl hastanesine kaldırılır. Chris (baba) ise, çok sevdiği eşini ve ailesini ayakta tutabilmek için daha güçlü olmak zorunda kalır, onu içine düştüğü cehennemden kurtarmaya çalışır. Yattığı hastanede psikolojik tedavi gören Annie ile onu bu durumdan kurtarmaya çalışan Chris arasında geçen şu diyalog, filminde önüne geçen, en etkileyici sahnesiydi benim…

KALBİYLE SÖYLEŞEN - CAHİT ZARİFOĞLU (SEVDİĞİM ŞİİRLER)

Resim
"Bir kalbiniz vardır onu tanıyınız"
KALBİYLE SÖYLEŞEN
dağ köyünde körbağırsak sancısa
konur karnın ağrıyan yanına
alev gibi tuğlalar
/ Bir kalbiniz vardır onu tanıyınız.
Bir şehir kadar kalabalıktır bazıları
Bir dehliz kadar karanlıktır bazıları
Konuşurlar
İsterler
Susarlar
Dinlememişseniz nice yıl kalbinizi
Ev meslek iş para geçim diyerek
Düşünün şimdi bir de
Şehirlerde kasaba ve köylerde
Başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu /
CAHİT ZARİFOĞLU

NASIL BİR YERLEŞİM YERİ

Resim
Yerleşim alanlarının gelir seviyesine göre belirlenmesini Mustafa KUTLU “Nur” adlı öykü kitabındaki mimarlara, insan ve kul haklarına aykırı olduğunu söyletiyor. (Sayfa: 81-91)

Bir konut sitesi reklamında, henüz bu konutları kimlerin satın alacağı belli olmadan elit ve nezih bir ortam sağlayacağının vurgusuyla pazarlanması garibime gitmişti. Her şeyin ölçüsü fiyat olmaya başlayınca ahlaklı olmakta ekonomik durum ve statülerle tanımlanmaya başlıyor.

Yoksulluğun çok olduğu mahallelere nispetle, gelir seviyesi daha yüksek insanların oturduğu sitelerde yazılı kuralların baskısıyla da olsa, güvenli bir ortam sağlandığı kuşkusuz. İmkânım olsa ben de en güvenlikli bir sitede oturmayı tercih edebilirim. Ancak insanların, yeri geldiğinde özünde ahlaksız olan bir adamın dahi oturduğu evle, işgal ettiği makamla, ekonomik gelir seviyesiyle itibar görmesini kabulde zorlanıyorum. 

Sosyolojik okumaya imkan veren, ancak edebi metin olarak çok da beğenerek okumadığım J.G. Ballard'ın "Gökdelen”

ÇEKİLİŞ SONUCU URSALA K. LE GUIN'IN "YERDENİZ BÜYÜCÜSÜ"NÜ KAZANDIM

Resim
Cahil Okur bloğu tarafından yapılan çekilişi sonucunda, ilk talihli Deeptone çekilişlere katılmadığı bildirince, Ursula K. Leguin’in “Yerdeniz Büyücüsü” adlı kitabını ben kazanmış oldum.

“İklim” bebenin babası Cahil Okur’a teşekkür ediyorum. İklim' e sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum.

“Yerdeniz Büyücüsü” adlı kitabı henüz okumadım. Şimdilik, kitabın arka kapak yazısını sizinle paylaşıyorum.

"Sanırım Yerdeniz Büyücüsü' nün en çocuksu yanı konusu: Büyümek.
Büyümek, benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci otuzbir yaşımda tamamladım-ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden de çok önemsiyorum. Çoğu genç de önemser. Ne de olsa esas işleri budur: Büyümek." (Arka Kapak)
Cahil Okurun kitap hakkındaki değerlendirme yazısına da buradan ulaşabilirsiniz. 
Siz, “Yerdeniz Büyücüsü”nü okudunuz mu? Ya da okumayı düşünüyor musunuz? Değerli yorumlarınızı bekliyorum.
Kitaplara Kaçmanız dileğiyle, hoşça kalın.

OKUMA SERÜVENİ - 9

Resim
OKUMA SERÜVENİ - 9
Okuma Serüveni, "kitap tavsiyesi" amacıyla teşhir edilmemektedir. Bu başlık altında gösterdiğim ve göstereceğim kitaplar, 2012 yılından itibaren okuyup kayıt altına aldığım ve okuma serüvenimde belki tamamı belki bir kaç sayfası, belki de içindeki tek bir cümle ile bir şekilde izler bırakmış kitaplarım arasından seçtiklerimdir. Ara ara ziyaret ettiğim arkadaşlarım, ihtiyacım olduğunda yararlandığım hazinelerdir.   2012-Üç Mesele İSMET ÖZEL 2013-Dar Kapı ANDRE GİDE (ikici defa) 2014-Kürk Mantolu Madonna SEBAHATTİN ALİ 2015-Goriod Baba BALZAC (ikinci defa) 2016-Dönüşüm FRANZ KAFKA (ikinci defa) 2017-İnci JOHN STEINBECK  2018-Billy Budd HERMAN MELVİLLE Yukarıdaki kitaplar arasında, okuduğunuz ya da okumayı planladığınız var mı? Düşüncelerinizi paylaşırsanız memnun olurum.

"BUNCA VARLIK VAR İKEN GİTMEZ GÖNÜL DARLIĞI”

Resim
Bebeklikten çocukluğa geçiş sırasında yaşanan ve 2 yaş sendromu olarak ifade edilen dönemdeki çocuklar, duygu dünyalarında yoğun iniş ve çıkışlar yaşar, her türlü eşyayı sahiplenme ve paylaşmama eğilimi içine girerler. İsteklerini yüksek sesle ağlayarak, küserek, alınganlık göstererek  yerine getirtirler. Elde ettiklerinde ise, boncuk boncuk döktükleri gözyaşları birden kuruyuverir ve sanki hiçbir şey olmamış gibi gülücükler atıp şirinleşirler. Üç dört yaşından sonra bitmesi gereken bu sıkıntılı dönem, maalesef her şeyin seyirlik bir hal aldığı günümüz toplumunda, yirmili, otuzlu, kırklı, ellili, (…)yaşlardaki insanlara da sirayet etmiş durumda. Bir alış veriş merkezine gidin ve insanları izleyin. Ya da uzağa gitmeyin çevrenizi gözlemleyin. İnsanlar, bir şeyler elde ederken, istekleri yerine getirildiğinde ne kadar mutlu, şirin ve güler yüzlü oluyor. Ancak, arzu edilen bir şey elde edilemediğinde aynı kişiler mutsuz, mızmız, gergin bir hal alıp, içindeki, yüzündeki güzelliği kaybetmiş …

ACİLE TEK GİDEN / ZEYNEP TUĞÇE KARADAĞ (SEVDİĞİM ŞİİRLER)

Resim
ACİLE TEK GİDEN
İğneleri teker teker kırılan terzi Dikerim sandı yazgısını, yanılgı…
Aynada görülen:
Düşecekmiş gibi durup tedirgin eden o düğme.
Henüz vakit var, daha var düşmeye.

Gece tek başına acile giden hastayla
Kendisine hiç el sallanmayan yolcu, aynı insandır aslında.
Şarkıların temizleyemediği bir lekedir yol,
baktıkça artar.
Camlarda dünün hesaplaşması
Kafamın içinde sayısız konuşma var:
-Tam vaktinde taşması gibi sütün işte yine yalnızız.
-Yeteri kadar yalnız değilsin, yalın hiç değil.

İç sesime dikiş atmayı düşünüyorum
Ama nasıl istiyorum bunu bir bilseniz
“Tutuklular Çemberi”nden bakınca
Yetişmediğin cenazeye benziyor dünya.

***

Zeynep Tuğçe Karadağ'ın ‘Acile Tek Giden’ adlı şiir kitabından, “Gece tek başına acile giden hastayla / Kendisine hiç el sallanmayan yolcu, aynı insandır aslında” mısralarıyla çok derinden etkilendiğim bir şiiri paylaştım sizinle. İçine düştüğümüz, düşmeye gebe kaldığımız yalnızlık; bundan daha güzel ve derin anlatılamazdı herhalde.
Bu şiiri paylaşmama izin verdi…

KURU BİR AĞAÇTAN ÇİÇEK AÇMASINI BEKLEMEK (OFFRET/KURBAN, YÖN: ANDREI TARKOVSKY)

Resim
Bittim dediğinde sana uzanacak eli bekle. Çaresizim dediğinde gökten gelecek şifayı bekle. İnanıyorsan, asla umudunu yitirme. Düşmüş, yolunu şaşırmış, geride kalmış kimseyi yok sayma, öteleme. Merhameti, hasbihali ondan eksik etme. Özünde kalmışsa bir damlacık can suyu, sen bunu uyandırmanın yolunu dene.
Başaramayacağım deme, yol uzun olsa da ilk adımı at, yol kısalır  elbet. Engeller çıkacak, dolu vuracak, dikenler saçılacaktır önüne. Yorgun düşmeden, emek harcamadan hasat gelir mi sandın.
Seferinde bir zafer olduğunu unutma. Gayret et, tevfik Allah'tan. ***   Tarkovsky'in "Offret/Kurban" filmi, kuru bir ağacı dikmekle uğraşan Alexander'in “Gel ve bana yardım et oğlum” diyerek torununu yanına çağırdığı ve ona anlattığı muhteşem bir hikayeyle başlar. 
Buyurun beraber kulak verelim bu sese:
“Çok uzun yıllar önce, bir Ortodoks manastırında Pamve adında yaşlı bir keşiş yaşarmış. Bir ağacın yamacına kuru bir ağaç dikmiş. Genç öğrencisi Ioann Kolov'a, bu ağaç canlanınc…

OKUMA SERÜVENİ - 8

Resim
Okuma Serüveni, "kitap tavsiyesi" amacıyla teşhir edilmemektedir. Bu başlık altında gösterdiğim ve göstereceğim kitaplar, 2012 yılından itibaren okuyup kayıt altına aldığım ve okuma serüvenimde belki tamamı belki bir kaç sayfası, belki de içindeki tek bir cümle ile bir şekilde izler bırakmış kitaplarım arasından seçtiklerimdir. Ara ara ziyaret ettiğim arkadaşlarım, ihtiyacım olduğunda yararlandığım hazinelerdir.   2012-Gençlerle Başbaşa ALİ FUAT BAŞGİL 2013-Körleşme ELIAS CANETTİ 2014-Modernite, Kapitalizm, Sosyalizm & Küresel Çağda Sosyal Eşitsizlik Z.BAUMAN 2015-Kumarbaz DOSTOYEVSKİ (İkinci defa) 2016-Otomatik Portakal ANTONY BURGESS 2017-Cesar Birotteau BALZAC 2018-Sinekli Bakkal HALİDE EDİP ADIVAR Yukarıdaki kitaplar arasında, okuduğunuz ya da okumayı planladığınız var mı? Düşüncelerinizi paylaşırsanız memnun olurum.


BİR KİTAP BİR ALINTI - 9 (GARP CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK -REMARQUE)

Resim
Erich Maria Remarque’ın, 1929’da yazdığı “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” adlı kitabını iki defa okudum. Bir defa da Behçet Necatigil çevirisinden okumaya niyetim var. Savaşın kazananı olmaz, kazananı bile kaybeder diyor kitap. Her sayfası insana dokunuyor, sorgulamaya itiyor. Yazarına bedel ödettiren bu kitaptan hele de şu günlerde çok manidar bulduğum iki alıntıyı paylaşmak istiyorum sizinle. Alman Paul’un esir alınan Rus askerlerini daha yakından tanıyınca, bizi kim, nasıl birbirimize düşman etti diye sorguluyor: Karaltılarınız görüyorum. Rüzgarda sakalları dalgalanıyor.. Onların hakkında birer esir olduklarından gayri hiçbir şey bilmiyorum. Beni üzen de bu. Kendi halinde, suçsuz birer hayat sürmüşler. Onlar hakkında biraz daha bir şeyler bilsem, isimlerini, nasıl yaşadıklarını, neler umduklarını, üzerlerindeki yükleri bilsem, duygularım belki bir hedef buldukları için sevgi ve kaynaşmaya dönüşebilir. Oysa şimdi onlarda yalnızca insan ıstırabını, hayatın korkunç üzgüsünü ve insan a…

LOKMA KARIN DOYURMAZ, MUHABBET ARTIRIR

Resim
İnsanlar, mutluluğu gül alınıp satılan pazarlarda değil, maddi tatmin sağlayacak, görsel şölen sunacak yerlerde aramaya meyilli. 
Hâlbuki mutlu olmak için çok büyük şeylere değil, sevgi ve muhabbetle bir sofra başına oturabilen aileye, dostların varlığına ihtiyacımız var bizim.

***
Şaban ABAK türküleri anlattığı "Karpuz Kestim Yiyen Yok" adlı kitabında, Fuzuli’nin çok etkilendiğim “Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge / Ne açar kimse kapum, bad-ı sabadan gayrı” dizesini hatırlatarak şöyle devam eder; "Cenabı Allah karpuzu büyük yaratmış. Etrafına halka olalım diye yuvarlatmış. Tatlı dille yiyelim, muhabbetle içimizi tutuşturup, alevlenişine karşı ayna olsun diye, içinin kor kırmızısını suya ve şekere boğmuş. (…) Türküde kestiği karpuzu yiyecek kişiyi arayan (çağıran) âşık, kendisine bir oynaş değil, çocuk da verecek bir eş aramakta, onu çağırmaktadır. Evi de, evdekini de paylaşacak olanı, halden anlayanı çağırmaktadır. Görünüşte karpuz yemeğe, gerçekte ise  muhabbete. Çü…

ÇOCUK VE KİTAP - ADEM MERT ELMAS

Resim
ÇOCUK ve KİTAP
Bir ağaç olsam Yapraklarla dolsam Kitap olup çocuklara Yol arkadaşı olsam
Eğer beni açmazsanız İçime bir bakmazsanız Hiç kitap okumazsanız Cahil kalırsınız
Adem Mert ELMAS
(İlkokul 4’üncü sınıfta yazdı)

Bu sene 7'inci sınıfa geçecek olan oğlum Adem Mert'in İlkokul 4'üncü sınıftayken yazdığı bir şiiri paylaştım sizinle. Başka bir yazıda görüşmek üzere hoşça kalın. Görsel: https://pixabay.com/illustrations/sunset-island-mar-dusk-brain-485016/