20- EMANET ÇOCUK / CLAIRE KEEGAN
“Bir yanım babamın beni burada bırakıp
gitmesini, diğer yanımsa bildiğim yaşama geri götürmesini istiyor. Öyle bir
noktadayım ki ne bugüne değin olduğum kişi ne de olabileceğim yeni kişi
olabiliyorum. S:13”
70 sayfaya sığdırılan, duygu dulu yalın
bir dille anlatılan hikaye, 1980’lerin başında İrlanda kırsalında bir
yolculukla başlıyor. Kalabalık bir aile, yaklaşan
doğumu bahane edip, evin yükü azalsın, sofradan bir boğaz eksilsin diye ismi belirtilmeyen kız çocuğunu, çiftçi Kinsella ailesine emanet bırakır.
Yoksulluk nedeniyle, bir çocuğun geçici olarak başka bir aileye bırakılması bir nebze olsun anlaşılabilir olsa da, çocuklar için anne babalarından aldıkları küçük bir onay, biraz ilgi, sevgi ve şefkat fazlasıyla yeterken, çocuklara gösterilen duygu fakirliğinin hiçbir bahanesi kabul edilemez.
Babanın, hem yolculuk boyunca hem de bırakıp giderken ki tavırları minik yüreği yaralar: “Babam beni teslim edip karnını da doyurduğuna göre artık sigarasını yakıp bir an önce gitmek için can atıyor (…) Neden bir hoşça kal demeden, hatta seni almaya tekrar geleceğim bile demeden çekip gitti ki? S:15,16”
Çocuklarını bir kaza nedeniyle kaybeden Kinsella ailesi, öz evladı yaşasaydı evinde ne yapması gerekiyorsa onu yaptırır ne yiyip ne giymesi gerekiyorsa öyle davranır çocuğa. Ailesi tarafından gösteril(e)meyen ilgi, sevgi ve merhameti gösterir.
Çocuk ilk günden itibaren kendi evi ile emanet bırakıldığı evi, ev içindeki ilişkileri mukayese eder, yeni hayatına alışmaya çalışır: “Annemin payına düşen sadece iştir: çocuklar, yayık, yemek, çamaşır, bizi okula ve kiliseye hazırlamak, buzağıları sütten kesmek, çapa ve tırmık işleri için adam bulmak, iki yakayı bir araya getirmek ve her an tetikte olmak. Ama burası başka bir ev. Burada odalar ve düşünmek için zaman var. Hatta bir yerlerde birikmiş para bile olabilir S:15” “Madem burası yeni bir yer, o halde yeni sözcükler lazım. S:20”
Babasının bir kez olsun elini tutmadığını, sarılmadığını, Bay Kinsella’nın kollarında hisseder: "Kinsella, elimi tutar tutmaz kendi babamın bir kez bile elimi tutmadığını fark ediyorum; bir yanım da bu hissi yaşamayayım diye Kinsella'nın elimi bırakmasını istiyor. Kolay bir his değil, ama yürümeye devam ettikçe daha bir alışmaya başlıyor ve evdeki ile buradaki yaşamın arasındaki farkı görmek istiyorum. S:56", “Kollarını üzerime atıp beni sarıp sarmalıyor, sanki ona aitmişim gibi. S:61”
Güzel günler tam alıştım derken biter. Annesinden gelen mektup, dönüş vaktinin habercisidir. Ağlamamak için kendini tutar. Daha önce bırakıp gidilen çocuk değildir artık. Sevgiyi, huzuru, tokluğu ilk kez tanımıştır. Döndüğünde evlerinin nemli ve soğuk, çamurlu ayakkabı izleriyle dolu olduğu dikkatini çeker. Annesi kucağında küçük kardeşi "Büyümüşsün," der. Misafirlerle ve kucağındaki bebeği emzirmekle meşgul olur. Babasının ise "hayırsız evlat da buradaymış," olur ilk sözü. Bir yaz boyunca süren ayrılıktan sonra gösterilen ilgi bu kadardır.
Kinsella ailesi; iftihar edilecek bir
çocukları olduğunu söyler annesine. Veda ederken, "Kitaplara gömülmeye
devam," diye nasihat eder, öper, sarılırlar çocuğa. Gidişlerini seyrederken çocuk,
içinden geçenleri anlatamaz annesine: "Konuştuğum kişi annem ama yine de
olup bitenden asla bahsetmemem gerektiğini yeterince bilecek kadar bir şeyler
öğrendim, büyüdüm artık. Bu benim bulunmaz bir hiçbir şey söylememe fırsatım.
S:77"
İki ev iki hayat arasında hiçbir yere tam
ait olamamak hissinin ince ince anlatıldığı roman; anne baba kimdir, çocuk için yuva daha iyi hissettiren
yer mi doğduğu ev midir? sorularıyla yüzleştirken okuyucusunu, emanet çocuk kalbe dokunan son iki paragrafta "Babacığım" derken gerçek ailesinin kim olduğunu söyleyecektir bize.
Bu kısacık romanı, kitaplara kaçanlar sevecektir.

birkaç yıl önce okudum, çok iyi roman evet :) filmi de çok iyi :) the quiet girl :)
YanıtlaSilBende izleyeceğim
SilKitap çok ilgimi çekti. Çocuk adına üzüldüm. Bazı aileler için çocuk sayıdan ibaret malesef.
YanıtlaSilÇok güzel bir kitap, okumanızı tavsiye ederim.
SilMerhaba Yunis Bey, epeydir yoktunuz. Güzel bir roman tanıtımı ile geri dönmeniz memnuniyet verici. Anlatımınıza göre kitap çok duygulu, çok dokunaklı. Okumak isterim. Emeğinize yüreğinize sağlık.
YanıtlaSilTeşekkür ederim. Maalesef günlük koşuşturma buralardan uzak tutuyor. Ben yazarın bu kitabını da, "Böyle Küçük Şeyler" kitabını da severek okudum.
Sil