MESAFELERİN AYAZINDA ÜŞÜDÜM


Korunaksız kaldığımız günlerin ortasında mesafelerin ayazında üşüyoruz. 

&&&

Uzun yıllar görüşemediğim bir dostumu, lisede okuyan çocuğunun kanser olduğunu öğrendikten sonra arayabilmiştim ancak. Hatırlıyorum; sarı saçlı, dünya tatlısı bir çocuktu.

Telefonla yapılan sohbetimizden anlıyorum ki, arkadaşımla çıktığımız hayat yolculuğunda tercih ettiğimiz araçlar değişmişse de, birbirimizden habersiz aynı limanlarda gemiler bağlamışız meğer.

Sözleriyle belli etmedi, ancak çok acı yaşanmıştır evinde. Aynı mekânda olamayınca, acısını gözlerinde göremiyorum. Gözlerinde göremeyince de telefonun sesinden onu hissedip, yükünü alamıyorum. İsterdim ki arkadaşımın zor gününü paylaşayım, yüküne ortak olayım da, bu yükten kurtulmak için beraber bir çıkış yolu bulalım.

Bir kaç ay sonra, telefonuma gelen bir mesajla o güzel yavrunun öldüğünün haberini aldım.  

&&& 

Paylaşılmaya, yaşamaya değer çok güzel günler oluyor. Lakin, her şey yolunda giderken, kimseye ihtiyacımızın kalmadığını sandığımız bir anda, öyle zor günler yaşarız ki onca kalabalık arasından, “sabır deyip bu da geçer yahu” diyecek müşfik bir sese, uzatılan samimi bir ele, derdimizi dert bilen içten bir kalbe hasret kalırız. Bu zor günlerde kendi tercihlerimizle kurduğumuz hayat içinde yalnız mücadele ederiz.

Bolluk ve sağlık dönemlerinde insanın etrafından iyi gün dostları eksik olmazken, zor vakitlere yalnız kalmak hayatın gerçekleri altında kabullenilir oluyor. İlk imtihanda nehrin ötesine geçebilecek dostların azalacağı, cevabı bilinen ancak çözülmeyi bekleyen en zor soru olarak önümüzde duruyor artık. 

Uzak kaldığım küçük, şirin ilçemde akrabalarımın, dostlarımın bazen çok acı bazen çok mutlu günleri oluyor. Yaşanan acılarda insanların gözyaşlarını, sevinçlerinde ise tebessümü göremeyince, ortak olamayınca duygularına, hissedilen de “işte” oluyor. Telefonla görüşmekle, çok zaman sonraları bir misafir gibi buluşulan dar vakitlerdeki sohbetlerle, ortak yaşanmışlıkların azlığı ile bu kadar yaşanıyor, bu kadar teselli ve tatmin edici oluyor işte. Dua etmekten gayrı elden bir şey gelmiyor insanın elinden.

&&&

Belki akrabalığı dedesinden daha yakın değildi, ancak Hamit abisiyle aynı şehirde yaşanmışlıkları, ortak anıları hikâyeleri olmuştu. Bu yüzden, “Baba” diyordu küçük Sena, daha kendisi doğmadan vefat eden dedesinin mezarı başında dua ederken; “Yanlış anlamazsan sana bir şey söylemek istiyorum. İnan ki, hiç görmediğim dedemi çok seviyor, onu göremediğim için üzülüyor, özlüyorum. Ancak, Hamit abinin ölümü aklıma gelince ağlıyorum. Onu tanıyor, onunla birlikte vakit geçiriyordum ...”.

&&&


Bir yerlerden duymuştum. Sühreverdi, dostluğun şartlarını anlatırken şöyle dermiş; "Ayrılıktan şiddetle kaçınmak, birlikte olmaya ısrarla devam etmek gerek"

Yirmili yaşlarımda “dostlarla illaki aynı mekanlarda olmaya ihtiyacımız yok, farklı mekanlarda da olsak biz bize yeteriz” zannederdim. Bu temiz duygunun hayat sınavının hazırlık aşamasında yaşayan bir çocuğun masum hayalleri olduğunu zamanla tecrübe ettim. 

Seven insanların yaşadığı şehirler arasındaki mesafe kabullenilince, bu defa insanın insana olan mesafesi artıyor. İnsanın insana olan mesafesi artınca direncimiz kırılıyor, en ufak bir esintide yıkılıyoruz. Kırılgan ve korunaksız kaldığımız günlerin ortasında mesafelerin ayazında üşüyoruz. 

Kıymeti çoğu defa ihmal edilse de, bağların koparılmadığı hısım akrabanın, ailenin ve gerçek dostların varlığı, sevgi ve desteğiyle insan kendisini daha emniyette ve güçlü hissediyor. Ben bunu yaşarken tecrübe ediyorum. Bu yüzden, bu insanlarla bir şekilde irtibatın koparılmamasına, bir araya gelecek vesilelerin çoğaltılmasına özen gösterilmesinin gerekliliğine inanıyorum.  

Başka bir yazıda görüşmek üzere hoşça kalın.

YUNİS ELMAS



Resim Kaynak: https://www.pexels.com/photo/road-in-between-trees-730505/

Yorumlar

  1. Aynı ortamlar paylaşılsa da kalpler ayrıldı. Dost gördüklerimizle öyle bir muhabbet hissedemiyorum. Öyle meşguller ki, bir dakika sizi dinleyip hissedecek vakitleri yok.
    Kitaplara kaçışımız tabi değil mi? O birbirlerine sarılıp ağlayan ashabın veya evliyaullahın halleriyle hallenmek istiyoruz belki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun ve katkın için teşekkür ediyorum. Herkes öyle meşgul ki, kimse neye ne için meşgul olduğunun, bu hengamede neyi kaybettiğinin farkında değil.

      Sil
  2. "Mesafelerin ayazında üüşüyoruz" ne de güzel söylemişsin. Maalesef çağımızın ve özellikle de metropollerin kaçınılmaz kaderi haline geldi bu iletişimsizlik sorunu. Yüreğine sağlık :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İletişim çağında iletişim sorunu yaşıyoruz. İşin kötü yanı ise bu bir sorun ve çoğu kimse bu sorunun açtığı tahribatın farkında değil. Beğeniniz ve yorumunuz için teşekkür ediyorum.

      Sil
  3. Başlık harika yazı harika.Yurtdisinda yasayan biri olarak yazin bana çok dokundu..
    Yüreğine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğeniniz ve yorumunuz için teşekkür ederim. Gerçek gurbeti yurt dışında olanlar yaşıyor. Allah insanın insana olan mesafesinden korusun.

      Sil
  4. Yüreğinize sağlık ... İletişim için aslında her türlü kolaylik cagindayiz ancak nasılsın demeyi dahi çok görüyoruz kimi zaman ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de öyle. Şöyle geriye doğru bakıyorum da, samimi bir şekilde, alacağımız cevap karşısında bir sorumluk hissetmeye hazır bir şekilde, en yakınındaki arkadaşlarından gerçekten "nasılsın" demeyeli ve duymayalı çok olmuş. Yorumunuz için teşekkür ediyorum.

      Sil
  5. İçtenlik ve samimiyet insanlarda artık zor bulunan özelliklerden oldu. Bulduğumuzda kıymetini bilip bağları koparmamak gerekiyor.
    Yazınızı okurken kendi dostlarımı ve davranışlarımı gözden geçirdim sayenizde teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir zamanlar Ekmek Teknesi diye bir dizi vardı. Bu dizide Gamsız Celal, Nusret Baba'ya "İrtibatı koparmayalım" diyordu. Her halükarda yanınızda olacak dostlarınızla irtibatı koparmayın derim. Yorumunuz için teşekkür ediyorum.

      Sil
  6. Ne güzel yazmışsınız, kıymet bilmek lazım ; çoğu zaman unutsak da :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğeniniz ve yorumunuz için teşekkür ediyorum. Evet, kıymet bilmek ve mümkün olduğunda unutmamak lazım.

      Sil
  7. sühreverdi sözü ne kadar güzelmiş , doğru diyorsunuz ama artık iletişim yok iletişim araçları var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef, bu iletişim araçları sağladığı kolaylık nispetinde görünmez, camdan duvarlarla daha büyük mesafeler açıyor insanlar arasında. Sühreverdinin bu sözü beni çok etkiler. Yorumunuz için teşekkürler.

      Sil
  8. Memleket hasreti erken düşmüş bu defa. Korkarım gelecek nesiller bugünden çok daha fazla üşüyecekler. (GT)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, memleket hasreti erken düştü bu defa. Gelecek nesiller konusunda bende karamsarım maalesef.

      Sil
  9. Harika ve dokunaklı bir yazı. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğeniniz ve yorumunuz için teşekkür ediyorum.

      Sil
  10. Güzel yazı, özellikle başlığı çok sevdim. Elinize sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğeniniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil
  11. Aslında mesafeler falan yok ,asıl var olan kendi içimizde yarattığımız mesafeler !Maalesef uzun yıllardır yüreklerimiz buzul tuttu bence! Beynimiz uyuşturuldu sanki ! Aynı şehirde bile uzağız sevdiklerimize...Oysaki öğrencilik yıllarında yurt ta kalırken Beytepe den Kızılay postahesine sabah erkenden gelip Tokat Resadiye deki evimizn telefonunu yazdirip aksama kadar beklemek bile yüregime ne güzel heyecan verirdi. Bir şehirden bir şehire bir dostu görmeye gitmek cep telefonları yokken ne kadar iyi gelirdi ruhumuza...Oysaki şimdi aynı şehirdeyiz bir coğuyla belki ama aylarca haberleşmiyoruz! Çok meşgulüz çok! An gelir birden gidersek uğrayamadı kusura bakmayın meşguldü dersiniz !!!))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "... uğrayamadı kusura bakmayın meşguldü dersiniz" İnsanların, ilişkilerimizin bu hale gelmesi hem çok ağır hem çok üzücü ...

      Sil
  12. Aradaki mesafeler engel olmaktan çıksa da kişsel olarak koyduğumuz mesafeleri aşmak kabil olmuyor bazen . Aslında en yanında olunması gerekenlerden uzak hissediyoruz kendimizi , menfaat dünyasında çıkarsız ilişki aramaktan yorgun düşüp , yalnızlığı tercih ediyoruz. İsnanlara dert anlatmaktansa kitaplara sığınıyoruz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kişisel mesafelerin aşılması gerçekten çok zor. Menfaatin dünyasında yorgun düşenlerin son mevzisi kitaplara kaçmak oluyor. Yorumunuz uzun için teşekkürler.

      Sil
  13. Duygusallığını okurken bana aktardın sevgili yazar. Hayat her zaman istediğim gibi gitmiyor ama onu da özel kılan bu değil mi :). Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatımızı özel kılan sebep konusunda haklısınız. Yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil
  14. Maalesef sağlıklıyken elimizdekilerin değerini bilmiyoruz. Elimizden gittiğinde ah vah tüh ediyoruz. Çocuğa çok üzüldüm. Allah mekanını Cennet eylesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitaplara Kaçanları ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederim. Bu hep oluyor maalesef, gidene kadar, kaybedene kadar elimizdekilerin güzelliğini görmüyor, değerini bilmiyoruz. Amin inşallah.

      Sil

Yorum Gönder

EN ÇOK OKUNANLAR

GİDEBİLECEĞİ BİR YERİ OLMALI İNSANIN

KİTAPLARA KAÇANLAR

KELEBEK VE DALGIÇ - JEAN DOMINIQUE BAUBY

İVAN İLYİÇ'İN ÖLÜMÜ - TOLSTOY

KAĞIT EV - CARLOS MARIA DOMINGUEZ

YAVAŞ YAVAŞ ÖLÜRLER (SEVDİĞİM ŞİİRLER)

ÖYLE BİR GİDERLER Kİ ...

GÜNAH KEÇİSİ, CHARLİE CAMPBELL