22- SAKAR /ALEXANDRE SEURAT
"Tamam Diana, dedim, ama yine de bunu annenle ve
babanla konuşmamız gerek, bir kolunu kaldırdı, Zaten hep annemle babamla
konuşmak lazım, dedi ve gitti. Şimdi düşünüyorum da belki bu sözcüklerin
anlamını hafife almıştım. Belki yine anne-babasının sorumlu tutulmasına değil,
onlara hala konuşulabilecek insanlar gözüyle bakılmasına itiraz ediyordu. S:68”
Alexandre Seurat “Sakar”ı, 2009 yılında Fransa’da yaşanan Marina Sabatier olayı esas alarak röportaj tekniğiyle yazar. Roman, ailesinin psikolojik ve fiziksel şiddetine maruz kalan Diana adındaki bir kız çocuğunun ölümünden sonra konuyla ilgili kişilerin anlattıklarıyla ilerliyor.
Diana, daha doğmadan annesi tarafından terkedilmek istenilmiş, doğumundan sonra sosyal hizmetlere bırakılmaya karar verildiği için günlerce hastaneden alınmamış, sevgisiz ve ilgisiz büyüyen, akranlarına göre gelişim geriliği ve farklı davranışları olan bir çocuktur. Başkaları yanında devamlı ilgi peşindedir, abartılı hareketleri olur. Annesine bir kez olsun sarılmazken, her dakika öğretmenine sarılmak ister, küçük çocuklar gibi üstüne atlar. Sınır gözetmeden sevgi ihtiyacı nöbetlerine tutulur.
Anneanne, torununun çok sever, kızı sahiplenmeyecekse kendisi büyütmek ister, ancak kızından çekindiği ve onu kaybetmek korkusuyla gerekli adımları atmakta gecikir. Teyze, Diana’nın şiddete uğradığını ilk fark eden kişidir ancak o da duruma müdahil olmaktan kaçınır.
Diana’nın ağzından çıkan sözcükler şiddeti inkar etsede, her gün yenisi eklenen vücudundaki yaralar, gelişimindeki gerilik, tuhaf davranışları gerçeği haykırır. Öğretmenleri ve okul müdürleri Diana’nın sessiz yardım çığlığını fark edince önce ailesiyle görüşürler. Diana'nın anne ve babası, diğer çocuklarınıda alıp okula geldiklerinde mutlu bir aile gibi davranır, vücudundaki şişlikler ve yaraların sakarlığından ve bağışıklık sistemi rahatsızlığından meydana geldiğini söyler.
Öğretmenin şüpheleri artınca rapor isterler. Ancak, okul doktoru ailenin "itibarını tehlikeye atmadan" önce biraz "ihtiyat" gerektirir diyerek süreci yavaşlatır. Sosyal hizmet görevlileri soruşturma ve gözlemleri neticesinde anne ve babanın çok kibar tavırları, ustaca yalanları, sürekli okul ve ikamet değişiklikleri karşısında bürokratik engelleri aşıp ta gerekli tedbirleri zamanında alamaz. Okul idarelerinin talebi üzerine kontrole gidilen doktorlar, ailenin yalanları ve yönlendirmeleri neticesinde vücudundaki yaraların ve şişkinliklerin nedenini hastalığına bağlar. Savcılık çocuğun şiddet gördüğüne dair delil yetersizliği nedeniyle soruşturmayı kapatır ve Diana göz göre göre ölüme terkedilir. Diana’nın şiddete maruz kalmasını ve ölümünü önleyemeyen herkes ve her kurum için rahatlatıcı büyülü kelime hazırdır: “elimizden geleni yapmıştık”
Bu gerçek olay Fransa’da büyük infial yaratmış, 2012 yılında anne
ve baba tutuklanıp ağır ceza almıştır. Gerçek ne kadar görünür olursa olsun,
bürokratik engeller karşısında başını toprağa gömen deve kuşu kurumlar için ise
yalnızca bir dosya daha kapanmıştır, hepsi bu kadar.
Kitaplara kaçanlara tavsiyemdir, ancak yüreği hassas
olanlar okumasın.

Yorumlar
Yorum Gönder