Kayıtlar

Ekim, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BİR ÇÖKÜŞÜN ÖYKÜSÜ - STEFAN ZWEIG

Resim
BİR ÇÖKÜŞÜN ÖYKÜSÜ BAŞLAR VE GERİYE KOCA BİR BOŞLUK KALIR

“Kendini gösterinin hizmetine adamış olan birey, toplumsal hayatta varoluşunu ispatlayabilmek için, görünen olana yüklenir ve tüketerek gösteriyi besler. Böylece ‘gösteri kendini tartışılamaz ve erişilmez devasa bir olumluluk olarak sunar. “Görünen şey iyidir, iyi olan şer görünür” der, başka bir şey demez.” (Gösteri Toplumu-Guy Debord)

Belki de bu yüzden, günümüz toplumunda, insanlar çapı nispetinde ulaşabildiği mecralarda, görünür olmak, var olduğunu göstermek telaşı içinde kıvranmakta. Gündelik hayat, yaşanılan hayatın her anının sergilendiği bir sahneye, sahip olunan şeylerin yarıştırıldığı bir arenaya dönüşmüş bulunmaktadır.

İletişim araçlarının arttığı ve kolay ulaşılabildiği bir çağda, iletişimsizlik tedavi gerektirecek ciddi sorun haline geldi.  Sahici dostluklar kurmak her geçen gün zorlaşıyor. Bunun yarattığı boşluk, sahip olunan maddi değer ve statüler, sanal cemaat ve sanal gerçeklikler üzerinden giderilmeye çalışılıy…

İLK YAZ - GÜLTEN AKIN (SEVDİĞİM ŞİİRLER)

Resim
İLKYAZ
Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya

Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
Bakıpkapatıyorlar
Geceye giriyor türküler ve ince şeyler

"Memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı Bir dev oluyorsun deniz deniz deniz
Sisin dere ağızlarından sokulup akşamları
Fındıklarımızı basıyor
Neyleriz kararan tomurcukları
Çocuklarımıza yalvarıyoruz: Aç durun biraz
Tecimenlere yalvarıyoruz:
Bir "Hotel" bir gizli evlenme az çiziniz
Bir banka az çiziniz bir yalvarma
Bizden size ve sizden dışardakilere

Karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye -Evet efendim-
Çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye
Bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet
Yazların motorlu çingeneleri

Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya

Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
Toprağa tutku, kendinden dolayı
Kulaklarımızı tıkıyoruz: Para para para
Kulaklarımızı açıyoruz: Kavga kavga kavga
Sorar belki biri:…

BİR KİTAP BİR ALINTI- 4 (FELATUN BEY İLE RAKIM EFENDİ)

Resim
GÖSTERİ TOPLUMUNA DAİR
Bugün sosyal medya aracılıyla, artık çığırından çıkmış bir şekilde, neredeyse kurulan her sofranın, gezilen her yerin, satın alınan her eşyanın, kutlanılan her özel günün, verilen/alınan her hediyenin peş peşe gönderilen onlarca fotoğraf ve bildirimlerle paylaşılması, teşhir edilmesi sizce neyi ifade ediyor. Sevdiklerimizle mutluluğumuzun paylaşılmasını mı?

Hayır, işin aslı öyle değil diyor Ahmet Mithat Efendi yüzyıl öncesinden. “Felatun Bey ile Rakım Efendi” adlı romanında bu alışkanlığı bize şöyle anlatıyor:

"Yaradılışının gereğidir ki, insan kendi mutluluğundan yalnız kendisinin haberi olmasıyla yetinmez. Herkesi haberdar etmek ister. Hatta bir adam gerçekte mutlu değilse bile, halkı kendi mutluluğuna inandırmak için hilekarlığı ve yalancılığı dahi kabul eder. (...) Beş liralık bir saate, yirmi beş liralık veya daha pahalı elmas kordon takmak gibi gösterişler, bu yaratılışın en adi seviyesinin gereklerindendir.

Gerçi saat insan için gerekli bir alettir. Köst…

OKUMA SERÜVENİ - 2

Resim
OKUMA SERÜVENİ -2

Okuma Serüveni, kesinlikle "kitap tavsiyesi" amacıyla teşhir edilmemektedir.  Bu başlık altında gösterdiğim ve göstereceğim kitaplar, 2012 yılından itibaren okuyup kayıt altına aldığım ve okuma serüvenimde belki tamamı belki bir kaç sayfası, belki de içindeki tek bir cümle ile bir şekilde izler bırakmış kitaplarım arasından seçtiklerimdir. Ara ara ziyaret ettiğim arkadaşlarım, ihtiyacım olduğunda yararlandığım hazinelerdir.  

2012-Hayat Güzeldir; MUSTAFA KUTLU
2013-Mağaradakiler; Cemil MERİÇ
2014-Yaşam Sanatı; ZYGMUNT BAUMAN

2015-Katip Bartleby; HERMAN MELVİLLE

2016-Silas Marner; GEORGE ELİOT

2017-Göğü Delen Adam; ERICH SCHERURMANN

2018-Kuşlar Yasına Gider; HASAN ALİ TOPTAŞ

Yukarıdaki kitaplar arasında, okuduğunuz ya da okumayı planladığınız var mı. Düşüncelerinizi paylaşırsanız memnun olurum.

HANGİ YAZINIZ SİLİNİRSE ÜZÜLÜRSÜNÜZ ? BİR MİM'DİR

Resim
Ahmet Aşkın beyin (https://ahmetaskin.blogspot.com) bloğunu ilgiyle takip ediyorum. Yayınlarına yapılan yorumlara dönüş yapması ve iade-i ziyaretleri nedeniyle de ayrıca kendisini takip eden tüm bloglar adına teşekkür ediyorum.

Bloğunda; “Hangi Yazınız Silinirse Üzülürsünüz? Bir Mimdir” yazısını okuyunca (Mim yazısı için) beni de davet ettiğini gördüm ve mutlu oldum. Açıkçası, mim nedir, mim’e nasıl cevap yazılır bilmiyorum. Herhalde davet edildiğim bir mim’ de sorulan sorulara kendi bloğumda cevap vereceğim. Bende öyle yapayım o zaman:

Konular:

1- Bloğunuzdaki hangi yazınız silinirse üzülürsünüz?

Özellikle, bloğumdaki “Kitaptan ve Hayattan” kategorisindeki tüm yazıların silinmesine üzülürüm. Hepsini hem zihnen, hem ruhen çok emek harcayarak yazıyorum. İlla ki, bir tanesini seçecek olursam "Gidebileceği bir yeri olmalı insanın" başlıklı yazımı söyleyebilirim.

2- Silinmesi durumunda üzüleceğiniz yazınızın bir kısmını bizimle paylaşır mısınız?

Bir çıkış yolu bulamayıp, “Kalbimim sük…

MESAFELERİN AYAZINDA ÜŞÜDÜM

Resim
Korunaksız kaldığımız günlerin ortasında mesafelerin ayazında üşüyoruz.

&&&
Uzun yıllar görüşemediğim bir dostumu, lisede okuyan çocuğunun kanser olduğunu öğrendikten sonra arayabilmiştim ancak. Hatırlıyorum; sarı saçlı, dünya tatlısı bir çocuktu.
Telefonla yapılan sohbetimizden anlıyorum ki, arkadaşımla çıktığımız hayat yolculuğunda tercih ettiğimiz araçlar değişmişse de, birbirimizden habersiz aynı limanlarda gemiler bağlamışız meğer.
Sözleriyle belli etmedi, ancak çok acı yaşanmıştır evinde. Aynı mekânda olamayınca, acısını gözlerinde göremiyorum. Gözlerinde göremeyince de telefonun sesinden onu hissedip, yükünü alamıyorum. İsterdim ki arkadaşımın zor gününü paylaşayım, yüküne ortak olayım da, bu yükten kurtulmak için beraber bir çıkış yolu bulalım.
Bir kaç ay sonra, telefonuma gelen bir mesajla o güzel yavrunun öldüğünün haberini aldım.  
&&&
Paylaşılmaya, yaşamaya değer çok güzel günler oluyor. Lakin, her şey yolunda giderken, kimseye ihtiyacımızın kalmadığını…